Kendi dillerinde “Bengal Ülkesi” anlamına gelen Bangladeş, resmi olarak 1971’de bağımsızlığını ilan etmiştir. Öncesinde ise yine İngilizleri ve sömürgeciliğin karman çorman ettiği bir tarihi buluyoruz. 12. Asırdan 1757 yılına kadar Müslümanların kontorlü altında olan bölge, daha sonra İngiliz hakimiyetine girer. Hindistan’da sömürgeci bir yönetim süren İngilizler, Bangladeş’i de Hindistan’a bağlı Bengal eyaleti olarak yönetmiştir. Ne zaman ki, Hintliler İngilizleri bölgeden atmış, asıl karmaşa o noktada başlamıştır. Coğrafya aynı ırktan olan ancak Budist ve Müslüman halklardan oluşmaktaydı. Bölgedeki hakimiyetini “belirgin olmayan” yollardan yürütmek isteyen İngiltere için bir fırsat sağlar bu durum. Zaten sornasında bölgede bitmek bilmeyen bir kavga başlar. Müslümanlar Pakistan olarak ayrılmak ister, Bangladeş’i de kendine katar. Doğu Pakistan olarak anılan Bangladeş ise bağımsızlık ister. Bu durumdan yararlanmak isteyen Hindistan, Pakistan’ın karşısına çıkar. Bir de Keşmir sorunu baş gösterir. Bu kadar karışıklığa rağmen Bangladeş 1971’de bağımsızlığını elde etmeyi başarır. Gelelim bugüne…

Türkiye’den Dubai aktarmalı giderek ve uykusuzluğun da eklendiği bir sarsıcı yolculuk sonunda Dakka’ya ulaştım. Zaten Dubai’den uçağa binerken ayağı terlikli, kafasında yün bereler olan Bangladeşli yol arkadaşlarımı gördüğüm an “değişik” bir coğrafyaya gittiğimi anladım.